Esra nın bi 40 ı cıkaydı behzat ahahah
Printable View
Esra nın bi 40 ı cıkaydı behzat ahahah
ahahah,,harunun sahnede denk geldim gülmekten altıma zıctım resmen:D
ayagı kitlendi birde ahahahhaha:D
Erdal Beşikçioğlu röportajı
http://a1210.hizliresim.com/12/q/f5jyh.jpg
Delilik kanımda var
Behzat Ç.’ye hayat veren Erdal Beşikçioğlu anlattı:
Erdal Beşikçioğlu, yılların tiyatro sanatçısı... Ama Türkiye onu
Behzat Ç. dizisiyle tanıdı. Dizi fenomen haline gelirken, onun temposu da yoğunlaştı. Set ile sahne arasında mekik dokuyor. Devlet Tiyatroları’nda kapalı gişe oynadığı
“Bir Delinin Hatıra Defteri” ile zaman zaman turneye de gidiyor. Şu sıralar ise birbirinden farklı iki heyecan yaşıyor; Biri, Kasım ayında dünyaya gelecek oğlu, diğeri genel sanat yönetmenliğini yaptığı StüdyoCer.
Beşikçioğlu ile geride bıraktığımız hafta, yönetmenliğini yaptığı “Hayvan Çiftliği” adlı oyun öncesi CerModern’de buluştuk...
Oyunculuk mecburiyetten başlamıştı, kara sevdaya dönüştü
Neden konservatuvarda okumak istediniz, bu bilinçli bir tercih miydi?
Bilinçi bir tercih değildi. O yaşlarda konservatuvar ne, tiyatro ne, bunların fevkine varamıyorsunuz.
O zamana kadar tiyatroya gitmiş miydiniz?
Hayır. Açıkçası ben, hiçbir yeri kazanamayınca, askerliği de er olarak yapmamak için, böyle bir okulun varolduğunu öğrenip o kafayla başvurdum. İlk sene 9 Eylül’ün sınavına girmiştim, almadılar beni. Sonraki sene yeniden sınava girdim, kazandım ve oyunculuk maceramız da başladı.
Kazanamasaydınız “B planı”nız var mıydı?
Yoktu, onu istedim ve yaptım. İlk başta mecburiyetten başlamış bir sevdaydı, sonra kara sevdaya dönüştü.
Çok çalışarak iyi oyuncu olunabilir mi?
Oyuncunun çalışması, masa başı çalışma gibi değildir. Sen benim yanımda soluk alıp verirken, ben seni görmeden, bütün hal ve hareketlerini -örneğin şu anda masanın altında bacağını nasıl salladığını- hissedebiliyorum. Böyle bir çalışmadan, yani algıları açmaktan bahsediyorum. Yetenek öyle “hadi” değil yani, yıllarca üstüne koya koya geliştirdiğiniz, kendinize ait bir metotdan kaynaklı bir durum. Sevgiyle ilgili...
Birçok oyuncu, “çok sevmesen yapılacak bir iş değil” der. Sizce de öyle mi?
Öyle tabii. Düşünsenize ben 2 metrekarelik bir karavanda Ankara’nın her yerini dolaşıyorum bütün gün... Karanlık bir ortamda gece gündüz prova yapıyorsunuz. Teninizin rengi değişir, tiyatro provalarına girdiğiniz zaman. İki ay boyunca o karanlık odadan çıkmaz, “Bir karakter yaratacağım” diye mücadele eder durursunuz. İlk çalıştığım Diyarbakır’ın ortamı farklıydı, biz de tiyatroya sarıldık.
Diyarbakır’da dış dünyaya kapalıydık garantisi olmayan bir kentte sanat yaptık
Konservatuvardan mezun olduktan sonra neden tercihiniz Diyarbakır Devlet Tiyatrosu oldu?
Hiç sormadım... Bize “3 hakkınız var, tercih yapın” dediler, Diyarbakır benim için ilk sıradaydı. Orada olan arkadaşlarım yüzünden de bu tercihi yapmış olabilirim. Diğer tarafta kendimi yalnız hissedeceğim korkusu da olabilir. Ama Diyarbakır’da da çok ciddi bir terör durumu vardı. Zor zamanlardı, ama bir o kadar da faydalı. Işıl Kasapoğlu gelmişti. Biz okuldan daha yeni mezun olmuş çocuklarla beraber,
4-5 Shakespeare sahneye koydu ki, oyunculuk için iyi çalışmalardı.
Shakespeare eserlerine ilgi oldu mu?
Kapalı gişe oynadık... Kadroyu da söyleyeyim; Tülay Günal Çimenser, ben, Yetkin Dikinciler, Erkan Petekkaya... Bayağı isimler vardı. O yüzden enteresan dönemdi. Diyarbakır’a büyük fayda sağladığımıza, Diyarbakır’ın da bizim üzerimizde büyük faydası olduğuna inanıyorum.
Ne kadar kaldınız?
Dört yıl. Daha sonra askere gittim, sonra da Ankara.
Diyarbakır’da tiyatro dışında aklınızda neler kaldı?
Yok... Biz tamamıyla kendimizi dış yaşama kapatmıştık. Başka türlü olmazdı, aklınızı yitirebilirsiniz. Çünkü her köşeyi döndüğünüzde bir şey olabilir, her binanın önünden geçtiğinizde ya da çöp tenekesinin yanından yürürken bir şey olabilir. Garantisi olmayan bir kentte sanat yaptık.
Hayal ettiğim bir şeyi gerçekleştirmek için inat ederim ve o konuda kimseyi dinlemem
Babanızın işi nedeniyle farklı şehirlerde yaşadığınızdan mahalle, çocukluk arkadaşlarınız olmadığını söylüyorsunuz. Bu hayatınızda nasıl bir eksikliğe yol açtı?
Eksiklik olarak görmek istemiyorum onu ben. Eğer bir tarafınız yoksa, başka bir tarafınız daha fazla gelişir.
Sizin hangi tarafınız gelişti?
Ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Ama mahalle arkadaşlarım olsaydı, bireysel olarak belki daha az savaş verebilirdim. Takım halinde top oynayabilirdik, bilmiyorum. Olmadığı zaman, “olabilir miydi acaba” demek tuhaf.
Babanız Karadenizli, anneniz Arnavut.
Ailenizden “inatçılık” dışında aldığınız başka bir özellik var mı?
Başladığım işi bitirmeyi seviyorum. Ne zaman programlı davranmak istesem, her daim bu programı bozacak bir şeyler çıkıyor ve bu beni deli ediyor... Nasıl diyeyim, sanırım delilikle ilgili bir problemimiz var, kanla ilgili bir problem var yani!
“Göbek adım inat” diyorsunuz. Çalışırken de inat ettiğiniz şeyler oluyor mu?
Var tabii, hayal ettiğim bir şeyi sonuna kadar gerçekleştirmek için inat ederim. O konuda da kimseyi dinlemem. Kötü olacaksa da benimle, iyi olacaksa da benimle yani.
Gözümü karartıp haksızlığın üzerine gidiyorum...
Behzat Ç.’yi siz anlatır mısınız, nasıl biri?
Öyle zor bir soru ki, “Bana Behzat Ç.’yi anlat” demek. “Kendini anlat” demek gibi bir şey aslında. Üç yıl boyunca “Acaba o harfi nasıl söyler, bunları nasıl yapar” diye düşündüğüm için benden birisi gibi oldu artık Behzat Ç.
Neden sürekli siyah deri ceket giyiyor?
Düşünsenize 15 farklı sahne çekiyorsunuz, 4-5 kıyafet olsa, giy çıkar daha yorucu. Deri ceketinin içine de sığınmış.
Sizinle örtüşen tarafları var mı Behzat Ç.’nin?
Haksızlığa karşı hezeyanları, aşağı yukarı bana benziyor. O konuda hiç tahammül edemiyorum, gözümü karartıp direk gidiyorum olayların üzerine, haksızlık karşısında. Bu bana çok zarar da veriyor.
Behzat Ç. bitecekse üçüncü sezon uygundur
Sizce seyirci bıkmadığı sürece dizi devam etmeli mi?
Behzat Ç. için bunu söylemek çok acayip, bilmiyorum. Bazıları diyor ki, “5-10 yıl devam eder”, edebilir. Çünkü çok acayip bir kalem var. Yazar hâlâ aklını kaybetmedi (gülüyor), hâlâ mantıklı şeyler yazabiliyor, yapımcı hâlâ aklını kaybetmedi! Yazıldığı ölçüde gidebilir ama bir taraftan da lezzeti damakta bırakmak var. Bana soracak olursan, 3. sezon uygun bir sezondur.
Arada bir de film yaptınız...
Bir tane daha yapacağız.
Bu sezondan sonra mı?
Evet. Emrah (Serbest) üçüncü kitabı yazıyor.
Behzat Ç. İstanbul’da çekilseydi, nasıl olurdu?
Şehrin rengi farklı. Ankara’nın rengi biraz daha gridir, biraz daha puslu bir havası vardır. Zaten havası karakterlerin üzerine de sinmiştir. Ruhu burasıdır bu işin.
Eşim Elvin bazen hoşuma gitmeyen şeyler söylese bile, her daim dinlerim onu. Objektif bir bakışı var bana karşı. Kavgamı ederim ama yine onun söylediğini dinlerim.
Kasım ayında bir oğlumuz olacak
Sizce seyirci bu dizide ne buldu?
Bu bir takım oyunuydu, herkes üzerine düşen görevi layıkı ile yerine getirdi. Genç çocuklar rollerini o kadar benimsediler ki, o heyecanları bana da heyecan kattı. Üç senedir devam eden tuhaf bir iş haline geldi. Her yıl kendini değiştiren, geliştiren, olaylar karşısında yavaş yavaş kimyası değişen bir karakter oldu. Tutmasının en büyük sebebi, bizim samimiyetimiz tabii ki. Özverimizi gösterdiğimiz samimiyetimiz. Biz de seviyoruz, o kadar ki rollerimiz bebeklerimiz gibi. Onları büyüttük.
Geçtiğimiz iki sezonda eşiniz Elvin Beşikçioğlu da rol aldı, bu sezon yok galiba?
Yok çünkü bir oğlan gelecek, ona bakacak.
Eşinizle aynı sette olmanız, konsantrasyonunuzu bozmuyor muydu?
Elvin benim sınıf arkadaşım. Elvin’le beraber büyüdüm. “Benim mahalle arkadaşım yok” diyorum ya, benim tek mahalle arkadaşım Elvin...
Öyle bir karakteri oynayacağım ki görünce “vay be” diyeceksiniz
Canlandırmayı istediğiniz bir karakter var mı?
Var fakat şimdi söyleyemem. Ama gördüğünüz zaman “vay be” diyeceksiniz.
Türk mü yabancı mı...
Türk tabii ki. Bir döneme damgasını fena halde vurmuş birisi.
Atatürk mü yoksa?
Benden Atatürk olmaz da, İsmet (İnönü) olur belki. Siyasi değil, ama siyasileri altüst eden bir herif.
Tiyatronun dut yemiş bülbül kafasından kurtulması gerektiğine inanıyorum
StüdyoCer’in başındasınız, burada neler yapılacak?
StüdyoCer, Türkiye’de bir ilk. Konservatuar ve dengi okullarında okuyan öğrencilerin sahne deneyimi kazanması amacıyla oluşturulan ve Halkbank’ın sponsorluğunda gerçekleştirilen bir proje. Biz burada, “Tiyatro budur, kulis budur, bu şekilde yapmanız gerekiyor”u anlatmaya çalışıyoruz. Bir anlamda onlara staj imkanı sağlıyoruz.
Öğrenciler “Hayvan Çiftliği”ni sahneliyorlar. İlk oyun için zor bir tercih değil miydi?
Kolayı herkes yapar... Üç aylık sürede “Hayvan Çiftliği”ne hazırlandılar, çok hoş bir maceraydı. Ben tiyatronun dut yemiş bülbül kafasından kurtulması gerektiğine inanıyorum.
Dut yemiş bülbül kafası nedir?
Salona seyirciler gelir, efendi efendi oturur, oyunu seyreder, sonra süzülür çıkar.
Ben tiyatroyu bundan biraz kurtarmak gerektiğini düşünüyorum. Mesela CerModern binası eski bir depo, bu mekanın seyirci üzerinde bir enerjisi var. Mekanların enerjisini seyirci üzerinde kullanmak istiyorum. Uygun oyunlar bulup, mekanları sahne haline getirmek istiyorum. Belki metro ya da havagazı fabrikası... Tiyatroyu salonlardan çıkartıp havalandırmak gerekiyor.
Ben de karakola düştüm, huzuru bozmaktan ceza bile yedim
Futbol oynadınız mı?
Çok istedim, ama boyum çok uzun diye hep kaleye aldılar beni. Sıkıldığım için basketbol oynadım.
Sizin için “karizmatik” diyorlar.
Böyle söylendiği zaman çok sıkılıyorum, kaçasım geliyor.
Ne tür müzik dinlersiniz?
Bir yere gittiğimde rock dinlemeyi severim. Yalnız kaldığımda caz, klasik müzik dinlerim. Evde hiç müzik dinlemiyorum, çünkü ev tamamen sessizliğe büründüğüm yer.
En son hangi kitabı okudunuz?
Elvin bir kitap verdi, Haruki Murakami’nin “1Q84”. Okuyorum okuyorum bir şey anlamıyorum, saçma sapan haller içerisindeyim.
Okuyacağınız kitabı eşiniz mi seçiyor?“Bunu okuyacaksın” der, tavsiye eder... Evdeki düzeni o kurar.
Kılıbık mısınız?“Düzeni seven” diyelim. Kılıbık dedi ya! (gülüyor) Evdeki düzeni kadın sağlar. Kadın sağlamazsa o düzen olmaz...
Hiç karakola düştünüz mü?
Evet, düştük. Huzuru bozmaktan ceza bile yedim. Mevzu da şu: Biri fotoğrafımı çekmek istedi. “Çekme, ben 657’yim (devlet memuru), internette, sağda solda saçma sapan fotoğraflar çıkıyor sonra” dedim. Ama o inat etti, ben engel olmak isteyince makinesi yeri düştü, karakolluk olduk.
21.10.2012
Foto:Barış ACARLI
anladığım okuduklarımdan biraz diziden sıkılmış ve bitirme taraftarı.. sanırım başka bir proje var onu yapmak istiyor.. oyuncu adam tabi izleyici gibi düşünmüyor ama behzat ç. erdal beşikçioğlunun yapabiliceği bence en iyi zirve işidir.. 5 yılda sürse 10 yılda sürse senaryo aynı ölçüde giderse yani senaryo iki tane içe geçmiş senaryo tarzında giderse bir behzat ın şahsi iç dünyası iç psikolojisi anarşisi ve kendi şahsi düşmanları ercüment çözer misali birde her bölümde konu olan fiks bir cinayet konusu epey sürer dizi tadıda kaçmaz..
bana sorarsanız 2013 de yazın final yapıp bitmesi gerekiyor.
bıktım bu star dan ya bi işler güçler bi behzat ç her hafta saati degişiyor ya 23:00 da dizimi başlar ark ızlenen dızı bırde dila hanımda dahamı önemli hayret birşey
Bu bölüm biraz Dexter çakması gibi olmuş, ölmeyi hakedenleri öldüren adli tıp uzmanı.:)
ben bu bölümden hiçbir halt anlamadım birde hemen bitti
Bu bolumu bırı ozetleye bılır mı ben hıc bırsey anlamadım ??
sansürsüz olan varmı ? hiç zevki çıkmıyor böyle :/
Sansürsüz geldi;
Behzat Ç. - Star TV - Türkiye'nin ilk özel televizyonu
denk geldikce izliyorum güzel dizi :)
yeni bölüm başlasınnn.
Bende sabirsizlikla bipsiz bolumunu beklicem.
yav sacma sapan diziyi erken saate koymuslar. geç saate kadar bizi bekletiyorlar izlenmeyen saçma dizileri öne koyup.
En güzeli birkaç gün sonra bipsiz izlemek.
78.Bölüm Fragmanı;
Behzat Ç. - Star TV - Türkiye'nin ilk özel televizyonu
Alıntı:
Emrah Serbes'in "Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi" romanından televizyona aktarılan ve üçüncü sezonunda ilgiyle takip edilen Behzat Ç.'de önümüzdeki cuma bir ilk yaşanacak.Ercan Mehmet Erdem'in kaleme aldığı,Serdar Akar'ın genel yönetmenliğini üstlendiği dizide,cinayet büro ekibi bu kez sokaklarda değil evde toplanacak.
"Evde" adıyla yayınlanacak bölümde sadece Erdal Beşikçioğlu,Fatih Artman,Berkan Şal,İnanç Konukçu ve Berke Üzrek rol alacak.Behzat,Harun,Akbaba,Hayalet ve Cevdet, Akbaba karakterinin evinde toplanacak ve tüm bölüm tek mekanda sadece 5 erkek oyuncuyla geçecek.
Aslında bu bölümde Serdar Akar'ın daha önce çektiği "Gemide","Barda" filmlerine atıfta bulunulacak.Dizi "Evde" adıyla başlayıp finalinde "Son" yazacak.Böylece "Evde"yle Serdar Akar'ın üçleme serisi tamamlanmış ve film tadında bir dizi yayınlanmış olacak.
HT - Oya Doğan.
Eylül ile Behzat ç. için çok ilginç bir teori var.
ipuçlarını önce yazdım ama dizin tadı kaçmasın diye vazgeçtim .
Yayından kaldıramazsınız!
Behzat Ç.’nin yazarı Serbes, “Hodri meydan. İsterseniz bunu yayınlamayın” dedi
KCK tutuklularıyla ilgili sahneler kaleme aldıklarını açıklayan Behzat Ç.’nin yazarı Serbes, “Hodri meydan. İsterseniz bunu yayınlamayın” dedi
Önümüzdeki haziran ayında bitmesi planlanan fenomen dizi “Behzat Ç.”nin yazarı Emrah Serbes, 80. bölümde çarpıcı bir konuyu ele alacaklarını açıkladı. Konuk olduğu “Memleketin Hali” programında diziye yapılan baskılara dikkat çeken Serbes, KCK tutuklularıyla ilgili sahneler yazdıklarını belirtti ve yayınlanmama ihtimaline karşı da ilgililere meydan okudu. Üçüncü sezonuna başlayan dizinin ilk yılında saat 20.00’de ekrana geldiğini hatırlatan Serbes, şöyle konuştu:
“Bize sürekli baskı yapıyorlar. Diziye başladığımızda saat 20.00’de yayınlanıyorduk. Ondan sonra 2’nci sezonda saat 22.00’ye attılar. Bu sezon da saat 23.00’e... Ayrıca ‘13+’ sınırı getirdiler. Ondan sonra sabah kuşağına doğru atacaklar. Bu gidişle Seda Sayan’dan önce yayınlanacağız. Ama bu halk her şeye rağmen izlenmez sanılan dizimizi izliyor.
‘Seyirci sahip çıksın’
Şimdi biz 80. bölümde KCK tutuklularına değiniyoruz, bunu yazıyoruz. İsterseniz bunu yayınlamayın. Hodri meydan, yayınlamayın. Ne yapacaksınız, bizi kaldıracak mısınız? Kaldıramazsınız. Seyircimize de söylüyorum, bize sahip çıkın. Eğer yayınlamazlarsa üstüne gidin diyorum.” Dizinin bu cuma ekrana gelecek olan 78. bölümü ise bir ilke imza atacak. Dizi baştan sona Berkan Şal’ın hayat verdiği Akbaba’nın evinde geçecek. Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı Behzat Ç. başta olmak üzere bütün karakterler bu evde hesaplaşacak.
"Dizinin bu cuma ekrana gelecek olan 78. bölümü ise bir ilke imza atacak. Dizi baştan sona Berkan Şal’ın hayat verdiği Akbaba’nın evinde geçecek. Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı Behzat Ç. başta olmak üzere bütün karakterler bu evde hesaplaşacak."
Bu cok iyimis, sabirsizlikla bekliyorum..
Ayrica yoruma diyecek birseyde bulamiyorum.
Bipsiz 77. bolum bambaskaydi, sonundaki haram geceler dingirtisina bittim.
bu bölüm tam benlik olacak
her zamanki gibi cumartesi günü internetten izleyeceğim.
cumartesi doğum günüm.Üniversite nedeniyle tek başıma odamdayım.Ekip te akbabanın evinde onlarla birlikte yiyip içicem :D
bu haftaki bolum super olcak gibi bakalim
bu bölüm süper olacak biraları koydum dolaba :D
Akl nin amk spor gazetesi..
tuzluyarak ver la :D sesli güldüm
bütün bölüm ev de geççek herhalde