|
|
#1 | |||
![]()
Mesajlar: 2.185
Üyelik Tarihi: Dec 2009
Yaş: 28
Şehir: İSTANBUL
Otomobil: Z-51 CORVETTE C6+BMW X5+AUDİ A6
|
bir astsubayımızın yaşadıkları.
BİR KOMANDO ASTSUBAYI' NIN KALEMİNDEN; .17 Temmuz 2011 Pazar, 12:38 tarihinde Yasin Inan tarafından eklendi......ili kırsalında "dur ihtarı"na teröristlerin ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada güvenliki görevlisi şehit oldu. Ya da ......ilinde devriye görevini yerine getiren ..aracına açılan ateş sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu. Ya da ......ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu.asker yaralandı.. Bu nasıl başlar biliyor musunuz? Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır. Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner. Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur. Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak çantayı sırtınızdan çıkardığınızda fark edersiniz. Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız. Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin sesini, dallardaki kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze ya da herhangi bir yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar duyarsınız. Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının çıkardığı düzensiz seslerin her birini ayrı ayrı duyarsınız. Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız. Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye. Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur, postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su toplayıp sonra patlayan yerlere adeta bir deri gibi yapışmıştır. En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda. Çünkü... Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir. Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki bebekler kurşunlanmasın diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir. Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir. Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur. İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz sesler güruhu. Sonra!.. Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği gibi... Bir anda... Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları, çekirgenin kanat sesleri hepsi bir anda biter. Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç saniye sürer. Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız. Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız. Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın sesleri arasında 'mayın' kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz. Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz. Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her şey o anda başlar. Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya başlarsınız. Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine... Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, 'fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara' gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar kafanızın içinde 'neden ben, neden ben, neden ben ?' Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yıllar sonunda, dizkapağınızın on iki santim altından takılı olan ve her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur. Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki! Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ olsun yeter. Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle Fransız televizyonlarında, uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe sayan programlara finans sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan pişmanlık duymadıklarını söylediklerini de okursunuz. Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, 'koçlar gibi satanları' görürsünüz. . Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini görürsünüz. Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz ama duyamazsınız. Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara 'bayrak' diyenleri görürsünüz, 'uçaklarını çek', 'valiyi çek' diyen başkanları ve karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz. Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene ateş eden, yol kesip soygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın döşeyen teröristlerin sadece 'ben bir şey yapmadım' demelerinin esas kabul edilip, 'suçsuz' sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz. Susanları, konuşması gerektiği halde susanları görürsünüz, konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve susanlar her sustuğunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz her defasında. Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar. Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde aradığınız ihanet gelir aklınıza,o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız: 'Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı,hep gözümüzün önünde miydi yoksa?'diye sorarsınız kendinize. Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu vatanı sizin kadar sevmediklerini düşünürsünüz. Bu vatan onların da vatanı değil mi? Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi kendinize. Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz, beyninize ve yüreğinize nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza': VATAN, SANA CANIM FEDA' Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası, böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese rağmen, bu yolda ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar. Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve sizin için neler yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okuduğunuz ya da televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır yaşananlar. Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki, minicik karelerde okuduğunuz; '...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi yaralandı!' haberi aslında o kadar da kısa değildir. Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da uyuşturucu komasından ölen oğluna 'şehit' deyip Türk bayrağı örten kadının haberine ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktır. Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, 'ne için?' dendiğinde 'vatan için' diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen yapmaya devam edeceklerdir. Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya devam edecektir. Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar, sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır. Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı, birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm bunları yaşayacak. Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam biçimi bu. Masalarda oturup 'aydınca' sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi? Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye 'siz' diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum. 'Siz' kim misiniz? Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz! Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz. 'Siz' de bilin ki biz asla unutmayacağız. 'VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN' VATAN SİZE MİNETTARDIR... Alıntıdır.. |
|||
|
|
|
|
|
#2 |
![]()
Mesajlar: 9.991
Üyelik Tarihi: Oct 2008
Yaş: 32
Şehir: istanbul
Otomobil: sedan eg coupe rex sir
|
gazimiz çok guzel anlatmıs başından gecenlerı vatan sag olsun ....
|
|
|
|
|
|
#3 |
![]()
Mesajlar: 198
Üyelik Tarihi: May 2009
Yaş: 27
Şehir: Izmir
Otomobil: FA548
|
Helal olsun gazimiz bize hayatın hergün boş yere birçok şeye üzüldüğümüzün ama hiç birinin esasında değmeyecek sorunlardan olduğunu hatırlattı.
|
|
|
|
|
|
#4 |
![]()
Mesajlar: 3.915
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Şehir: BAYRAMPAŞA/KOSOVA
Otomobil: M.B
|
çok güzel anlatmış paylaşım için teşekkürler hakan kardeş ...
|
|
|
|
|
|
#5 |
![]()
Mesajlar: 4.321
Üyelik Tarihi: May 2010
Yaş: 18
Şehir: İstanbul
Otomobil: sedan VTI
|
utandım .
fena yazmış.
|
|
|
|
|
|
#6 |
![]() |
gözlerim doldu ne diceğimi bilemiyorum...
__________________________________ "Mantık sizi A'dan B'ye götürür.Hayal ise heryere." Albert Einstein |
|
|
|
|
|
#7 |
![]()
Mesajlar: 8.746
Üyelik Tarihi: Oct 2007
Şehir: -
Otomobil: akbil
|
son 3*5 satır ıcımı cız ettırdı.Ufaktan bı goz yası suzuldu.Off
|
|
|
|
|
|
#8 |
![]() |
oyle güzel anlatmışki diyicek birşey yok...
__________________________________ ![]() ![]() psn: onursumer 135 ├┼┼╕ 246R |
|
|
|
|
|
#9 |
![]()
Mesajlar: 1.427
Üyelik Tarihi: Aug 2010
Yaş: 31
Şehir: Bornova - İzmir
Otomobil: hangini yazsam daha zengin gösterir acaba?
|
adamın kanına dokunuyor gerçekten
__________________________________ Bir araba görürsün arabayı hayal edersin, parayı biriktirirsin, sonra ötv'yi ve benzini hesaplamayı unutursun( her gün zam geliyor ) para yetmez, babayı alırsın hevesin kaçar
|
|
|
|
|
|
#10 | ||
|
TechTurkey
|
Helal olsun diline, yüreğine...
Ve gazimizin de belirttiği gibi asıl hıyanet dağdaki eli silahlı köpeğin yaptığı değildir.. Adı üstünde köpek o, tasmasından nereye çekersen oraya gider.. Sahibi kim ise bir onu korur.. Asıl hıyanet gazimizin de anlattığı gibi;
Ve kimse kusura bakmasın; Asıl ihanet; Her s..im hıyar diyene "aman onlar Müslüman kardeşlerimiz" diyerek 4 nala koşar iken, televizyonlarda hüngür hüngür ağlama şovları yaparken 2 aydır PKK'nın elinde esir durumda bulunan Mehmetçiklerimiz ve vatandaşlarımızın bulunmasıdır. Sanki PKK'nın elinde esir olan Mehmetçiklerimiz ve vatandaşlarımız Müslüman değilmiş gibi.. Hatırlayanınız var mı esir vatandaşlarımızı, mehmetçiklerimizi ? Yoktur elbette.. Veya 3-5 kişi anca.. Son Düzenleyen Evrenoz; 11-09-2011 20:40. |
||
|
|
|
|
|
#11 | |
![]()
Mesajlar: 3.915
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Şehir: BAYRAMPAŞA/KOSOVA
Otomobil: M.B
|
Son Düzenleyen Evrenoz; 11-09-2011 20:41. |
|
|
|
|
|
|
#12 |
![]()
Mesajlar: 1.838
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Yaş: 36
Şehir: istanbul
Otomobil: GT-R(Mk3),S600TT,Toureg TDI,Polo GTI,Land Cruiser VX100,Isuzu D-Max 3.0
|
Nedenirki? Kanim dondu yoksa hep dondurdular mi?
Vatansever olmakla vatan haini olmak arasindaki fark ne oldu? Kukla nin pesinden kosmak nekadar agirsa,bu vatani bu hale getirilmesini izlemek okadar agir ki! Babalar gibi mutlu bu %50,aglarsa anam aglar... |
|
|
|
|
|
#13 |
![]()
Mesajlar: 1.884
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Yaş: 41
Şehir: İzmir
Otomobil: Turbo Powered VTI, Atiker Powered JAZZ
|
Yazılan söylenen herşeye sonuna kadar katılıyorum.
__________________________________ Full-Time TeacheR ![]() Part-Time TradeR ![]() Late-Night RaceR ![]() My "100-200 km/h < 6 sec CAR" Project Link boostprojects garaj özge stlegal cem |
|
|
|
|
|
#14 |
![]()
Mesajlar: 152
Üyelik Tarihi: Aug 2010
Yaş: 26
Şehir: SAKARYA
Otomobil: 1.2 kutu kola
|
Yazıda ki gibi gerçekten okurken arka sayfaya geçtiğimizde unuttuğumuz bazı haberler birilerinin ömrü boyunca omuzlarında taşımak zorunda olduları çok ağır bir yüktür. Bireysel olarak hepimiz üzülüyoruz ama bunun haricinde hiçbirşey yapmıyoruz / yapamıyoruz. Dağdaki .... ların sisyasi uzantıları TBMM içinde cirit atarken demokrasi adı altında ülkemiz elden gidiyor susuyoruz susuyoruz ve yine susuyoruz :S
|
|
|
|
|
|
#15 |
![]()
Mesajlar: 29
Üyelik Tarihi: Jan 2010
Yaş: 22
Şehir: Muğla
Otomobil: Full Stock Doğan SLX
|
Sözün bittiği yer. .
|
|
|
|
|
|
#16 |
![]()
Mesajlar: 15.593
Üyelik Tarihi: Mar 2006
Yaş: 33
Şehir: İstanbul
Otomobil: Pro Cee'd
|
Ne kadar güzel yazmıs, ne kadar iyi anlatmıs gazimiz...
Türklügümden utanıyorum artık bu kadar duyarsız bir millet olamayız biz. __________________________________ Tuned by EcuFast.
|
|
|
|
![]() |
«
Önceki Konu
|
Sonraki Konu
»
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
|
|
:::: Şu Anda Saat: 01:01 ::::








fena yazmış.








) para yetmez, babayı alırsın hevesin kaçar



