Yaşın 41 yaşadığın şehir 25 sandım yazdıklarını okuduktan sonra:)
Printable View
ben çok mutluyum evde yatacağıma iş yerinde yatıyorum ayda 10 kez gidiyorum işe 1000tl maas+sigorta (prim yuksek)
ya beni atın bi garaja
sabahtan akşama kadar motor söküp toplayalım yağ kir pas :D
karın tokluğuna çalışırım
mesai saatleri bu kadar yoğun olmasa keyifle çalışıyorum :)
lanet olsun içimdeki şantiye sevgisine :)
Bende bugüne kadar hep sevdiğim işleri birçoğu otomobil ile alakalı olan işleri yaptım , babam biraz farklı zamanında beraber mersinde disco bile işletmiştik öyle söylim nazar değmesin hep destekcim her konuda ancak bir şekilde bende bir düzen tutturamadım.. Bazen benden bazen karşıdaki insanlardan , bazen müşterilerden , bazen çalışma ortamından vs. hep sorun yaşadım. Şimdi tekrar sıfırdan denemek üzereyim sanırım bu kez olacak.. Nedense bu kez içime öyle doğuyor....Bana görede birçok kişinin aksine babam memur olacağına bir işyeri sahibi olsa esnaf olsa şuanda daha iyi bir konumda olabilirdim çünkü onunla çalışırken hiç sıkıntı yaşamıyorum birçok kez bunu denedik.. Ee haliyle bizde okumadık liseden sonra üniv falanda açıköğretim bizdende iş çıkmadı tek şans riske girip bir iş kurmak bakalım neler olacak bu 3. deneme....
bide 3 krş paraya müdür olupta altındaki personelle uğraşanlar var (bknz. ben)
şu 20 li yaşlarda müdür olanlar kreşte fln mı çalıyor?? yada sınıf başkanı ile müdürü mü ayırt edemiyor bi anlatıverin hele...
sevmediğin bir işte çalışmak = sürekli patronuna kafa attıgının hayalini kurmaktır :)
ılk okul bitti okul birinciligiyle
orta okul basladi 2.sınıftaydan kızın bırıne asık oldum okul sonuncusu oldum
peder dedı sen gel yanımda calıs ıstemedım gıttım sanayıye sevdıgım ısı yapayım dıe.
klas tunıng adında bı fırmada karın tokluguna aksesuar sattım fıberden kabın tamponlar yaptım ta kı nefes darlıgı bronsıt cıktı fıber tozu yapmıs bırakmak zorunda kaldım fırmada battı...sonra babam gel burda calıs dedı bı elıme PİCAK bi elıme kremsanti verdi simdi kendı isyerımde pasta,tatli cesıtlerı uretımı ve satısıyla ugrasıyorum ama sanayıyı cok ozluyorum ve meslegımı sevmıyerek yapıyorum :(
Ne olursa olsun emek sömürüsüne, emek istismarına müsamaha göstermememli.
Bu olmaktından sonra insan evladı her işi yapar. Sevmesede yapar hakkını aldığı işi.
Unutmamalıki emeğinizin karşılığını vermeyen, sizin hakkınıza makas vuran kendini sizden arttırdığı ile daha fazla zengin ediyor.
İnsanlar emek istismarına boyun eğdiği sürece asgari ücrete haftada 60 değil 80 saat çalışmak normal birşey oluyor. Bazı paragöz işverenler ise bunu kendine hak biliyor.
Bende işimde mutsuzum desem olmayacak :D
Kendi işimi yapıyorum.Sizlerin tatıl yaptıgı her zaman ben çalışmak zorundayım.Sizin tatil yaptıgınız zaman ben para kazanıyorum:)Hiçbir sosyal hakkım yok.Gece dısarı cıksam sabah iş saati ayakta olmak durumundayım.Aile ile iş yapıyorum,zorluklarını belırtmeye gerek yok.Herkes ıyı bır iş ister ama iyi bir işi olan azdır.En güzeli kendı işinizdir derler ama o da cok zor.Esas güzel olan mutluluktur kendı işiniz olsada olmasa da ....
ben profesyonel öğrenciyim..
şu an 4. üniversiteyi gördüm..
2 yıl şili de okuyup geri döndüm okulu bitirmeden (ingiliz dili edebiyatı idi de ben ispanyolca öğrendim :D )
sonra geri dönüş yaptım (ki iki yıl hiç gelmeyip pat diye geri dönünce zaten yeni yeni alıştığım dengem yine iptal oldu) neyse geldim öss ye girdim, fizik mizik 4 yıllık bişeyler oluyorduda sevmiyorum napcam onları deyip 2 yıllık elektronik yazdım, orayı bitirdim birincilikle..
sonra dikey geçiş yaptım abant izzet baysal a elektrik elektronik mühendisliğine, ilk yıl bariz patladım okulda (nası b.ktan bi okul anlatamam yaa) sonra orayı bıraktım bi cengaverlik yapıp tekrar dikey geçiş sınavını kazanıp soluğu kırıkkale üniversitesinde aldım..
yine elektrik elektronik müh okuyorum, 2 bitti yarı patladım sayılır bu sefer gelişme var :D
3 oldum..
derken (lan öğrenci adamsın senin neyine araba, gittim bi tane golf aldım 85 model gti 1.8 16v toplayacam diye, varım yoğum param pulum bitti araba hala bitmedi, daha doğrusu araba yeni çalıştı daha :) ) derken pederle papaz olduk..
nerdeyse evlattan saymıyor artık beni..
o mu haklı ben mi haklıyım olayı zaten beynimde ayrı bi sancı..
falanlar filanlar..
kafam bi milyon..
özetle pek mutlu sayılmam açıkcası..
bence halimize şükretmeli.
bundan 3 ay öncesine kadar severek yaptığım ama firma sahibinden nefret ettiğim küçük bir işletmede çalışıyordum maaşım falanda hiçte iyi değildi fakat şu geçirdiğim 3 aylık periyod da keşke o şerefsizin nazını biraz daha çekseydim ayrılmasaydım dediğim günler oluyor..,
herşey nasip allah kimseyi işsiz bırakmasın şükretmeli ...
Sürekli bir işim olsaydı eğer sıkılıp sıkılmadığımı düşünürdüm.. Şimdi boş beyanat vermek istemiyorum ama saçma sapan sebepler yüzünden uzattığım okul, sermayesizlik, özel hayatın bokluğu.. Yani şöyle diyeyim kendini işe yaramaz hissediyor insan bir süre sonra..
Kapatın beni bir odaya verin bir laptop ömür törpüleyim..
kendi açımdan işimi seviyorum (ön muhasebe) daha iyi konuma gelmek için smmm stajı yapıyorum, + Y.lisans gel gelelim kurumsal gibi görünen bir firma bakkal mantığıyla yönetilince işten soğuyorsunuz. Çok ciddi anlamda arkadaşın yazdığını aklımdan geçiriyorum bazen. Şu da var daha iyisini yoksa en iyi iş şu an çalışılan iştir. Az kaldı belgeyi alayım inşAllah kendi işimin patronu olacağım.
Galıba yasıma takıldın sen :)
Yaptığım işte 8.senem lıseden mezun oldugumdan berı calısıyorum 4 senesi denetim danısmanlık fırmasında kafamın en zehır oldugu yıllarda gectı :D bır meslekte ıyı bır konumda calısmak 20 sene elınde canta koyun gıbı gıdıp gelmekle olmaz:D
tayreep_john´isimli üyeden Alıntı
turizm otelcilik son sınıf okuyorm ama aklımda 2 senedir otomotiv var... bende pişman olucak gibiyim...
ozgurluk´isimli üyeden Alıntı
Bende turizm mezunuyum, turizm okuyorsan allah başka dert vermesin dostum
Hangi bölüm okuyorsunuz hangi bölümde çalışıyorsunuz bilmiyorum. 2005ten beri turizmdeyim. Otel Yönetim, Önbüro, Resepsiyon zevkli bir iş. Özellikle genç ve eglenmeyi seviyorsan en iyi iş. İş arkadaşların yada işverenle durumunu bilemicem ama yinede iyi sektor
Benim memnuniyetsizliğim, otel içi iş kollarından ziyade genel olarak otelciliğin sisteminden kaynaklanıyor.
Şöyle açıklayayım, örneğin bir restaurant çalışanı olacaksınız. 4 yıllık bir turizm okudunuz ve daha önce hiç bir şekilde staj haricinde tecrübeniz yok, dil eğitiminiz var. İşe başladınız direkt olarak istersen paşa çocuğu ol kimse tecrübesiz adamı garson olarak başlatmaz. Komi olarak iş hayatına start vermiş olacaksınız.
Sizde bilirsiniz ki komi-garson-kaptan-headwaiter-restauanrt müdürü-f&b manager asistant-f&b manager olarak ilerleyen bir title/pozisyon durumu var.(yeni sistemlerde , aralarda atlamış olduklarım olabilir)
Title / isimlerin pek bir önemi yok otelciliğin hangi departmanında olursa olsun, front office, h&k, f&b farketmez, en baştan en sona kadar ortalama 7 - 8 kademe ilerme şansınız var. En son GM olana dek.
Uyanık ve başarılı bir çalışansınız. Her yıl bir pozisyon alsanız (ilk bir iki yıl haricinde çok zor) en az 6 7 yıl ( 6 7 sezon da) sonra elle tutulur bir maaş almaya başlayacaksınız. Üniversite bitirmişsin en az 22 23 yaşında. 23 yaşında işe başlaycaksın. 30 yaşında -EN İYİ İHTİMALLE- kısmen kaale alınacak bir pozisyona ulaşacaksın.
Tabi bu yedi yıl içerisinde Türkiyedeki herşey dahil sisteminde(ALL INCLUSIVE) yaşamış olduğun rezilliklere, sıkıntılara hiç mi hiç girmiyorum bile. Zira anlatılsa ansiklopedi çıkacaktır bu konu hakkında. Bu birinci kısmı.
İkinci kısım ise bu 7 yıl içerisinde -ki bir insanın hayatına çeki düzen vereceği en önemli yaş aralığında- en uzun sezon 9 ay çalışacaksınız. geriye kalan 3 ay da tıpış tıpış 3 aylık ücretsiz izine yollanacaksınız. Ve normal olarak bu dönemde ssk primleriniz ödenmeyeceği için ciddi bir kaybınız olacaktır. Bu siz bir müdür vs. olana kadar yıllarca sürecek. Daha sonra müdür olduğunuzda ise 1 aylık ücretsiz izin dönemleriniz başlayacak.
Üçüncü kısımda biraz çalışma saatlerine değineceğim. Bir çok otelde çalışma saatleri mesailer falan derken çok uzuyor.
Çalışma şiftleri sabah 08.00-17.00 / öğlen 12.00-22.00 / akşam 17.00-24.00 / gece 24.00-08.00 arası. Bunlar standart olarak çalışman gereken süreler. Burasına eyvallah bi sözümüz yok. Birde bunun üstüne hafta minimum bir kez olan 3 e 4 e çıkan mesailer eklenince. İş çığrından çıkıyor. sabah 8 de işe başlayan bir çalışan akşam 10 a kadar bazen 12 ye kadar çalışıyor.
Eşşek gibi çalışıyorsun ve karşılığında 700 - 1000 tl arası bir para alıyorsun.
Kendine zaman olarak ayırabildiğin tek süre, uyku süresi. Bu en az 6 ay oyunca yoğun bir şekilde bu oluyor.
Bu süre zarfında sosyallik namına ortada eser yok. Kendine zaman ayıramıyorsun. Ailene sevdiklerine zaman ayıramıyorsun. Ve en önemlisi sağlığından oluyorsun. Yoğun stres/tempo sebebiyle.
Bir çok tanıdığım turizmcidir ve hemen hemen hepsinin ortak bir rahatsızlığı var sinir ve kalp rahatsızlığı.
Üstüne üstlük bir turizmcinin aile hayatı çok ama çook zor olur. Sezonda evine gidemediğin, çocuğunu göremediğin günler epeeeyce çok olacaktır.
Bayramlarda seyranlarda herkes tatil yaparken sen çalışmak zorundasındır. Ve bu o kadar boktan bir şey ki ancak yaşayanlar bilirler. İnsana evlat acısı gibi koyar ailenle birlikte olmak varken sikindirik otelde çalışmak.
Gençken belki bunlar çok önemli kriterler olmayabilir fakat aile sorumluluğu, hayat şartları gibi yükler insanın üzerine bindikçe bu saydıklarım ciddi anlamda problem teşkil eder.
Ha yok mudur çok düzenli turizm firmaları ?? elbette var. Bir four seasons da çalışıyorsan var, ne bileyim bir divan grubunda çalışıyorsan var. Kaç tane örnek verebiliriz ki bu şekilde 6 7 tane ya çıkar ya çıkmaz. Netice olarak da istisnalar kaideyi malesef bozmuyor.
E şimdi ben sana sorayım böyle şartlar varken sence değer mi? ne için kim için yapacaksın bu işi ?
Her mesleğe saygım var , sözlerimin yanlış anlaşılmamasını umarım.